Bursa’nın Gizli Tarihi Köylerinde Zaman Yolculuğu Yapın

Bursa’nın Gizli Tarihi Köyleri

Uzun zamandır şehir hayatının koşturmacasından bıkmıştım. Birkaç hafta önce arabayı alıp Bursa’nın dağlarına doğru yola çıktım. İşte o yolculukta keşfettiğim Bursa’nın gizli tarihi köyleri beni adeta zamanda yolculuğa çıkardı. Eğer siz de beton yığınlarından uzaklaşıp huzur arıyorsanız, bu yazıyı mutlaka okuyun. Belki de bir sonraki hafta sonu rotanızı bu köylere çevirirsiniz.

İlk durağım Cumalıkızık oldu. Bursa’nın UNESCO listesindeki bu meşhur köyü aslında pek de gizli sayılmaz ama sabah erkenden gittiğimde turistlerden önce yakalayabildim o eski atmosferi. Taş evler, daracık sokaklar, ahşap balkonlar… İlk gittiğimde dikkatimi çeken şey, evlerin neredeyse hepsinin aynı yaşta görünmesiydi. Sanki zaman burada durmuştu.

Cumalıkızık’ta Bir Gün

Köyün girişinde eski bir çeşme var. Suyu hâlâ içilebilir. Yanında yaşlı bir amca oturuyordu. Biraz sohbet ettik. Köyün Osmanlı’dan kalma düzenini anlattı. “Burada her şey yavaş” dedi. Haklıydı. Acele eden yoktu. Horoz sesleri, tahta kapı gıcırtıları, kuş cıvıltıları… Şehirde unuttuğumuz sesler.

Evlerin çoğunda hala eski Osmanlı mimarisi korunmuş. Bazı evler pansiyona çevrilmiş. Ben de bir tanesinde kahvaltı ettim. Peynir, zeytin, taze yumurta, ev yapımı reçeller… Hepsi köyün kendi bahçesinden. Kahvaltıdan sonra köyün yukarılarına doğru yürüdüm. Orman içinden geçen patikalar var. Kestane ağaçları, çamlar… Hava o kadar temiz ki ciğerlerinizin yenilendiğini hissediyorsunuz.

Göztepe Köyü ve Sakinliği

Cumalıkızık’tan sonra rotamı Göztepe‘ye çevirdim. Burası gerçekten gizli bir köy. Haritada zor bulursunuz. Yol biraz virajlı ama değiyor. Köye vardığımda ilk karşıma çıkan şey sessizlik oldu. Gerçek bir sessizlik. Ne araba sesi ne de inşaat gürültüsü.

Köyün meydanında kocaman bir çınar ağacı duruyor. Altında dedeler oturuyor. Beni görünce önce şöyle bir süzdüler, sonra sohbet etmeye başladık. Köyün tarihini anlattılar. Osmanlı döneminde burada önemli bir yerleşim varmış. Bazı evlerin temelinde eski taşlar hâlâ duruyor. Ben de fırsat buldukça eski fotoğrafları inceliyorum. Değişen pek bir şey yok aslında.

Burada yaşam çok basit. İnsanlar kendi sebzelerini, meyvelerini yetiştiriyor. Tavuklar, inekler serbest dolaşıyor. Bir teyze bahçesinden topladığı domatesleri bana ikram etti. Tadını unutamıyorum. Market domatesiyle zerre alakası yok.

İznik’in Saklı Köyleri

Bursa denince akla ilk Uludağ gelir ama ben İznik tarafına da gittim. Oradaki köyler bambaşka bir atmosfere sahip. Özellikle Süleymaniye ve Şerefiye köyleri görülmeye değer. Bu köylerde tarih biraz daha farklı kokuyor.

Süleymaniye’ye vardığımda akşamüstüydü. Güneş dağların arkasından yavaş yavaş iniyordu. Köyün sokaklarında yürürken eski Rum evlerinin kalıntılarını gördüm. Bazı evler restore edilmiş, bazıları ise doğayla iç içe yavaş yavaş toprağa karışıyor. Bu manzara insanda garip bir hüzün yaratıyor.

Köy kahvesinde yaşlılarla muhabbet etmek ayrı bir keyif. Bir amca “Burada zaman başka akar” dedi. Gerçekten de öyle. Hiç kimse saate bakmıyordu. Akşam ezanı okununca herkes yavaş yavaş evine yöneldi. Ben de köyün dışında kalan bir pansiyonda kaldım. Gece o kadar yıldızlıydı ki, şehirde unuttuğum gökyüzünü yeniden hatırladım.

Doğal Yaşam ve Köy Kokuları

Bu köylerde en çok hoşuma giden şey kokular. Her köyün kendine has bir kokusu var. Cumalıkızık’ta kestane ve ıslak toprak kokusu hâkimken, İznik tarafındaki köylerde zeytin ve kekik kokusu ağır basıyor. Bu kokuları alınca insanın içi açılıyor.

Köylerde yürürken eski taş duvarları, çiçekli bahçeleri, tahta kapıları inceleyin. Her detayın bir hikayesi var. Mesela bir evin kapısına asılmış eski bir at nalı gördüm. “Nazar için” dediler. Bazı küçük detaylar insanı geçmişe götürüyor.

Özellikle sonbaharda bu köylere gitmenizi öneririm. Yaprakların sararması, köy yollarının renk cümbüşüne dönmesi görülmeye değer. Fotoğraf makinanızı unutmayın. Ama asıl önemli olan o anın tadını çıkarmak. Telefonu bir kenara bırakıp köyün ritmine kendinizi bırakın.

Köy İnsanlarıyla Sohbet Etmek

Bu gezilerde en değerli şey insanlarla konuşmak. Köylüler genellikle yabancıları sıcak karşılar. Birkaç soru sorduğunuzda saatlerce anlatabilirler. Ben de bu sohbetlerden çok şey öğrendim. Özellikle yaşlılar köyün eski günlerini anlatırken gözleri parlıyor.

Bir dede Cumalıkızık’ta “Eskiden herkes kapısını kilitlemezdi” dedi. Şimdi biraz değişmiş tabii ama hâlâ o güven havası var. Gece geç saatte sokağa çıksanız bile tedirgin olmazsınız. Bu hissin şehirde kalmadığını fark ettim.

Eğer Bursa tarihi köyleri gezecekseniz yanınıza rahat ayakkabı, su ve biraz da atıştırmalık alın. Bazı köylerde market bulamayabilirsiniz. Ama evlerden birine uğrayıp “Bir şey lazım mı?” diye sorarsanız genellikle yardımcı olurlar. Köy misafirperverliği hâlâ yaşıyor.

Neden Bu Köylere Gitmelisiniz?

Çünkü bu köyler sadece tarihi yapılarıyla değil, yaşam tarzlarıyla da bizi geçmişe bağlıyor. Burada zaman daha yavaş akıyor. İnsan daha çok hissediyor, daha çok görüyor. Şehirdeki gibi sürekli bir telaş yok.

Ben bu gezilerden sonra haftada en az bir kez köy yollarına vuruyorum kendimi. Bazen sadece bir kahve içmek için bile gidiyorum. O temiz hava, o samimi insanlar insanı yeniliyor.

Siz de bir dahaki Bursa seyahatinizde rotanıza bu gizli köylerden birkaçını ekleyin. Cumalıkızık, Göztepe, Süleymaniye… Her birinin ayrı bir ruhu var. Gidin, görün, içinize çekin o havayı. Sonra da dönüp bu yazıyı okuyun ve “Haklıymış” deyin.

Belki bir sonraki yazıda başka bir köyle karşılaşırız. O zamana kadar, iyi yolculuklar.