Harmancık'ta Unutulmaya Yüz Tutmuş Köy Hikayeleri - bursakoyleri.net.tc

Harmancık’ta Unutulmaya Yüz Tutmuş Köy Hikayeleri

Harmancık’ın Saklı Köyleri

Geçen yaz Harmancık‘a doğru yola çıktığımda aklımda sadece birkaç köy adı vardı. Ama orada geçirdiğim günler bana şunu öğretti: Burası, zamanın yavaş aktığı, hikayelerin hâlâ kulaktan kulağa anlatıldığı bir yer. Harmancık köyleri her ne kadar unutulmaya yüz tutsa da, hâlâ anlatacak çok şeyi var.

İlk durağım Dereköy oldu. Sabahın erken saatlerinde vardım. Yol kenarındaki yaşlı çınar ağaçları rüzgârla hafifçe sallanıyordu. Köye girer girmez burnuma odun ateşi kokusu çarptı. Sanki zaman 30 yıl geriye gitmiş gibiydi.

Harmancık ilçesine bağlı bu küçük yerleşim, bugünlerde kalıcı nüfusu 40’ı bile bulmuyor. Ama yaz aylarında İstanbul, Bursa, İzmir’den gelenlerle sokaklar canlanıyor. Yaşlı amcalar kahvehanenin önünde oturup eski günleri yâd ediyor. Ben de yanlarına iliştim. Biraz çekingen başladık sohbete. Sonra laf lafı açtı.

Köyün Kokusu, Sesi ve Rengi

Dereköy’ün en çarpıcı yanı sessizliği. Arada bir horoz sesi, uzaktan gelen traktör homurtusu ve rüzgârda hışırdayan kavak yaprakları… Başka da pek bir şey yok. İlk gittiğimde dikkatimi çeken şey, evlerin neredeyse hepsinin bahçe içinde olmasıydı. Her bahçede en az bir dut ağacı, birkaç tavuk ve kocaman bir ceviz ağacı mutlaka var.

Kadınlar sabah erkenden bahçeye çıkıyor. Bazısı fasulye topluyor, bazısı yoğurt mayalıyor. Konuşmaları o kadar samimi ki, sanki yıllardır tanıyormuşum gibi hissettim kendimi. Bana da bir tabak taze kaymak ikram ettiler. O tadı unutmam mümkün değil.

Hayrettin Köyü ve Dağların Gölgesinde

Hayrettin’e gitmek için epey virajlı bir yol kat ettim. Köy, dağın kucağına yaslanmış durumda. Yazın bile serin oluyor. Burada yaşayanların çoğu yaşlı. Gençler şehre gitmiş. Kalanlar ise inatla toprağa bağlı.

Köye vardığımda bir dede beni hemen evine davet etti. “Misafir gelmiş, boş çevirmeyelim” dedi. Evleri eski usul. Taş duvarlar, ahşap tavan, ortada soba. Duvarlarda eski siyah-beyaz fotoğraflar asılı. “Bu dedem, bu da babam. İkisi de ormancıydı” diye anlattı. O an anladım ki Harmancık köy hikayeleri aslında bu fotoğrafların ve bu insanların hafızasında yaşıyor.

Hayrettin’de özellikle kışın hayat çok zorlaşıyor. Kar bazen iki metreye kadar çıkıyor. O yüzden evlerin hepsinde büyük odun yığınları görüyorsun. İnsanlar kışa hazırlığı yazdan başlatıyor. Bu tür küçük detaylar köy yaşamını anlamak için çok önemli.

Susurluk Çayı Kenarındaki Köyler

Harmancık denince akla ilk gelen yerlerden biri de Susurluk Çayı’nın geçtiği köyler. Özellikle Akçapınar ve Çaltılıbük bu akarsuya yakın. Çayın kenarında yürürken insanın içi ferahlıyor. Su berrak, etraf yemyeşil.

Akçapınar’da yaşayan teyzelerden biri bana eski bir değirmenden bahsetti. “O değirmen 80 yıl çalıştı. Şimdi sadece kalıntısı kaldı” dedi. İçim biraz burkuldu. Bir dönem köylünün ekmeğini çıkaran, ununu öğüten o değirmenler şimdi yavaş yavaş doğaya karışıyor. İşte bu yüzden diyorum ki, bu köyleri görmeye gidin. Henüz vaktiniz varken.

Köyde Bir Gün Nasıl Geçiyor?

Sabahları horoz sesiyle uyanıyorsun. Kahvaltıda genellikle köy peyniri, taze yumurta, evde yapılmış reçel ve sıcak pide oluyor. Sonra herkes işine gidiyor. Kimisi bağa, kimisi bahçeye. Öğleden sonra kahvehanede tavla oynanıyor, akşamları ise komşu ziyaretleri yapılıyor.

Bana en ilginç gelen şey ise “komşu ekmeği” geleneğiydi. Bir kadın ekmek pişirince komşularına da götürüyor. Böylece kimse aç kalmıyor. Bu tür eski alışkanlıklar Harmancık köylerinde hâlâ yaşıyor. Belki de bu yüzden buralar insana iyi geliyor.

Unutulmaya Yüz Tutmuş Hikayeler

Çaltılıbük’te yaşlı bir nineyle sohbet ettim. Bana 70’li yıllarda köyde nasıl düğünler yapıldığını anlattı. “O zamanlar 3 gün 3 gece sürerdi. Zurna, davul eksik olmazdı” dedi. Gözleri parlıyordu anlatırken. Şimdi ise düğünler şehirde yapılıyor, köyde sadece nikah memuru geliyor.

Başka bir amca da “eskiden herkes birbirini tanırdı. Şimdi yarısını tanıyamıyorum” diye dert yandı. Gerçekten de göçün etkisi büyük. Ama hâlâ direnen, kalmaya çalışan insanlar var. Onların hikayelerini dinlemek insanı hem üzüyor hem de umutlandırıyor.

Neden Harmancık’a Gitmelisin?

Eğer kalabalık turistik yerlerden sıkıldıysan, gerçekten sakin ve samimi bir yer arıyorsan Harmancık köyleri tam sana göre. Burada ne lüks otel var ne de kalabalık. Ama var olan şey çok daha değerli: Gerçek insan sıcaklığı, temiz hava, lezzetli köy yemekleri ve unutulmaya yüz tutmuş ama hâlâ anlatılmayı bekleyen hikayeler.

Benim tavsiyem şu: Arabanıza atlayın, birkaç gün ayırın. Dereköy, Hayrettin, Akçapınar ve Çaltılıbük’ü mutlaka gezin. Köy kahvelerinde oturun, insanlarla sohbet edin. Belki bir tabak yoğurt, belki bir bardak ayran ikram ederler. O an anlarsınız neden buraların hâlâ özel olduğunu.

Unutmayın, bu köylerin en büyük hazinesi insanlarının hafızasında saklı. O hikayeleri dinleyin. Belki siz de bir sonraki ziyaretinizde kendi hikayenizi bırakırsınız oralara.

Küçük bir not: Köye giderken mutlaka yaşlılara bir şeyler götürün. Bir kutu lokum, bir paket çay ya da biraz şeker… Çok mutlu oluyorlar. Küçük jestler burada çok anlamlı.